ILCENIN
TARIHI DURUMU
-
Genel Durum
-
Paleolitik Devir (Yontma Taş Devri)
-
Hititler Dönemi (M.Ö.1650 - 1340)
-
Roma Imparatorluğu (M.S. 72 - 395)
-
Abbasiler Dönemi
-
Moğullar - Memlüklüler
-
Selçuklular - Artuklular - Zengiler - Eyyübiler Dönemi
-
Dulkadir Beyliği
-
Timur Imparatorluğu
-
Osmanlı Imparatorluğu
-
Cumhuriyet Dönemi
1. Genel Durum
İlçemizin tarihi önemi, coğrafi
konumundan kaynaklanmaktadır.İlçemizde kayda
değer sur,kale tapınak gibi benzeri tarihi yapılar
az ise de çeşitli yerlerdeki mağaralardan buranın
iskan alanı olduğu görülmektedir. Gölbaşı
İlçesinin en önemli tarihi yönü,yol
kavşağında bulunmasıdır.Bu yol Cumhuriyetin
kuruluşundan sonra İlçemizden geçen Devlet
Demiryolu ve Doğu –Güneydoğu Akdeniz bağlantı
yolu olan kara yolu ile pekişmiş ve özellik
belirginleşmiştir.Çünkü ,ilk çağlarda
Gölbaşı’ndan geçen transit yol "Bağdat
Yolu " , " Savaş Yolu ", " Halep
Yolu " ," Murat Yolu " gibi isimlerle
anılmıştır. İlçe Türkiye’mizin İdari
yapılanmasında değişik illerin sınırlarına
(Adıyaman- Malatya ) girmiştir.1958
yılında Besni ( Behisni ) İlçesinden
ayrılarak,Adıyaman İline bağlı bir ilçe
olmuştur. İlçenin tarihi durumunu incelerken
elbette Adıyaman’ın tarihi seyri içerisinde
değerlendirme yapılmıştır.Çünkü çeşitli
devletler bu topraklarda hakimiyet sürerken,aynı
özellik ilin diğer ilçeleri için de
geçerlidir.Bu doğal bir tarihi gelişmedir.
Yaptığımız inceleme ve araştırmalarda
İlçemizin tarihsel akışını , tarihi devir ve
dönem içinde incelemeyi daha yararlı
gördük.Şimdi bu süreçleri inceleyelim.
2. Paleolitik Devir
Güneydoğu
Anadolu’da Fırat vadisi boyunca Gaziantep’te
(Dülük ) ve Adıyaman Çevresinde (Pirin – Palaş
) Gölbaşı İlçemizde de ; Belören Beldesinin 3
km.kadar mesafesinde “ Tilki kalası” mevkiinde
bir ören yeri olup,burada küçük bir mağara
bulunmaktadır. Beldenin batısında 6 km.mesafede
“ Höyük “ mevkiinde taş yığınları ve
sarnıçları “ Peri önü “ mevkiinde bir
höyük vardır.Beldenin güneyinde olup 2
km.mesafesindedir.Beldenin kuzeyinde 4 km.mesafede
dört tane “İllez Kani” mevkiinde ören yerinde
seramik ve taş kırıntısı ve yığıntıları
vardır.” Kaba söğüt” mevkiinde de bir ören
yeri mevcuttur. Çatal tepe Köyünde “ Kara
Mağara “ mevkiinde, Yol Bağında ,” Pencereli
Mağara “ vardır. Mağarada pencere (taka)
bulunduğundan bu ismi almıştır.Kazı amacıyla
çok tahrip edilmiştir. Ayrıca , aynı yerde “
merdivenli Mağara” vardır.Burada “Heyik
Dağından “ su getirmek için taştan basmaklar
vardır.Mağaranın içi oldukça
karanlıktır.Işıkla bakıldığında duvarda bir
kirpi ve daha değişik rölyefler görülmektedir.
Yukarı Çöplü Köyünün “ Baytar “ mevkiinde
yapılmış mağaralar vardır.Aşağı Nasırlı ile
Gedikli Köyü arasında “ Kırkbayır “
mevkiinde ağzı kapaklı ve içinde kadın rölyefli
bir mağara bulunmaktadır. Hacılar Köyünün
güney ve kuzeyinde iki tane mağara vardır.Bu
mağaralarda insan kemiklerine rastlanmıştır.
Yaylacık (Köristan ) Köyü’nün doğusunda 2.5
km.mesafede “ Kale “ mevkiinde bir mağara
vardır.Genişliği 12.metre kadar,derinliği ise
bilinmemektedir. Yine
Köyün Kuzeyinde 3 km.Harmanlı’ya doğru “ Eski
Ören “ yerinde mezar yeri ve su havuzu
vardır.Ayrıca,burada yerdeki taşın üzerinde üç
kanal çizgi ile insan resmi vardır.Aşağı
Nasırlı Köyü’nün “ Kız Kapan “ Mağarası
ile buraya merdivenle çıkılan başka mağaralar
vardır.Köyün Güneyinde 2 km.mesafede “ Çardak
veya Gölün Başı Mağarası “ adı verilen
yerdeki mağarada “ Öküz kafası” kabartması
bulunmaktadır.Buraya yerel isimle “ Musa
Gediği” denilmektedir. Aynı Köyün Kuzeyinde “
Kırk Bayır” denilen yerde,2 km.mesafedeki
mağarada 5-6 csesdin konulabileceği büyüklükte
seki vardır.Ayrıca aynı yerde başın konulması
için yer yapılmıştır.Çevredeki dağlık
alanlarda Aşağı Karakuyu Köyü’nün doğusunda
“Göl Mevkiinde “ 3 sarnıç vardır. Akçabel
(Penbağı ) Köyünün doğusunda 2 km.mesafede “
Yalangoz” mevkiinde “kirvelik “ adıyla anılan
yerde mağaralar vardır.Bunlar üç tanedir. Bir
mağaranın içi tamamen toprakla dolu,diğer iki
mağara ise açıktır.Köyün 200 metre kuzeyinde
“ Kolaycık” mevkiinde tarihi bir yapı ve bu
yapının önünde taştan oyma bir “Tümbül”
kuyusu vardır.Ayrıca Köyün Güney Batısında “
Armutlu mevkiinde “Kızıl seki”de de aynı
şekilde iki tane tümbül daha vardır. Bu yerleşim
birimlerindeki mağaralardan anlaşıldığı gibi
buralarda PALEOLITİK devirde kalabalık bir nüfusun
barındığı anlaşılmaktadır. Aşağı Nasırlı
ve Harmanlı’daki mağaralarda yapılan tesadüfü
gezilerde buğday tanelerine rastlanmıştır.Bu da
“ Erken Neolitik “dönem olarak insanların
üretime geçtikleri ve ilk köy kültürlerini
ortaya çıkarmaktadır. Doğada Yabani olarak
yaşayan koyun,keçi, sığır ve domuz gibi
hayvanların beslenip evcilleştirildiği ;
buğday,arpa,bakla,keten ve kenevir gibi bitkileri
yetiştirildikleri devrin belirgin bir özelliğidir.
3. Hititler Dönemi
Orta Anadolu’da
M.Ö.XIX.XII. yy.lar arasında yaşamış ve büyük
bir imparatorluk kurmuş eski halk Hititler Anadolu
ve Mezopotamya arasında Akad çağından (M.Ö.2350-
2150 ) beri işleyen ve Asur kolonileri çağında da
son derece işlek bir duruma gelen karayollarını
kullandılar. Bu karayolları “ Hattuşaş
Boğazköy “,Kaniş (Kültepe-Kayseri ) ,Tegarama
(Gürün) Darende Melit (Malatya ) ,Samusat (Samsat )
üzerinden Urşu (Urfa)’ya bağlayanlarıdır.Urfa
’da yollar ikiye ayrıldı.Birinci yol Kargamış
(Cerablus) ve Helpa (Halep )’ya diğerlerinin
Nisibis (Nusaybin) üzerinden Asur ve Babil’e
gittiği yol. İkinci yol Anadolu’yu K.Suriye’ye
bağlayan yolda KİZZUWATMA ( Çukurova )’dan
Gülek Boğazından Halep ve Kardeş’e bağlayan
yoldur. İlçemizden de yukarıda açıklandığı
ticaret yollarının geçtiği bilinmektedir.Hitit
Döneminde “Baharat Yolu “ olarak bilinen ancak
tarihin her devrinde yararlanılan bu yol Helpa
(Halep) ,Mardin ,Urşu, (Urfa) üzerinden Samusat’a
(Samsat) ,Besni-döşeme Belören-Ulu yol,Çelik-
Balkar-Karaçalılık (Gölbaşı ) Elbistan Caddesi
–Hacıkızı Boğazı -Yol bağı –Altınlı
Köprü-Yıkıcak –Sırıklı –Cankurtaran Hanı
Elbistan’na kavuşur.Ayrıca tarihte göç yolu
olarak da adlandırılan Pazarcık üzerinden
Elbistan’a geçerken; Uzun Geliç (Sakar kaya
ötesi) Saray (Bozlar ) Büyük Cerit, Alacık
–Ayran Pınarı –Kızıl Geçit (Göynük kalesi)
–Tatar deresi Mığlı Evren- Elbistan yolunu takip
ederdi. Bu Ticaret yolunun can damarı Altınlı
Köprü’dür.Köprünün Yapı Taşları iri ana
kemer,yüksek ve sağlam arazi,yalçın ,su sert ve
haşin ,sırt geniş ama umut taşıyan bu köprü
genel görünüşü ile zarif bir sanat eseridir.
Yapılış Tarihi kesin olarak
bilinmemektedir.Kralın kızı tarafından
yapıldığı rivayet edilmektedir.Yıkılma
durumunda,eşdeğer köprüyü inşa edecek altın
civarında gömülü bulundurduğu
söylenmektedir.İsmini bu gömülü altından
aldığı iddia edilmektedir.Köprü büyük bir
kemeri ve kademeli olarak küçülen üç kemeri daha
vardır.Köprü taşları harç kullanılmadan
sıkıştırma (Cendere) stiliyle yapılmıştır.
Ana kemer temelde on dört taş,yukarıya
çıkıldıkça kademeli daralma yapılarak dokuz
taştan yapılmıştır.Kemerin batı kısmında 63,
doğu tarafında 70 sıra taş vardır. İkinci
kemerde,tabanda dokuz sıra taş ve toplam otuz üç
taş vardır. Üçüncü kemerde on sıra taş ve
toplam yirmi altı,dördüncü kemerde ise dokuz
sıra taş ve on dokuz sıra taş
kullanılmıştır.Köprünün önden yüksekliği 20
metreye yakındır.Ana kemer,azgın suya karşı
korumak için,koni şeklinde kemerin her iki
tarafına destek yapılmıştır. Köprü ,Harmanlı
Kasabası Göksu üzerinde yapılmış olan “ Paşa
Köprüsü”, Yaylacık (Köristan ) Köyüne
doğuda 6 km.mesafede yine Göksu Irmağı üzerine
yapılan “ Vicne Köprüsü “ ile
yaşıttır.Köprü Kanaatimizce Selefkiller
zamanında yapılmıştır. FRİGLER ( M.Ö.1180-676
) , HURİLER ( M.Ö. 1340-1000 ),KUMMUH ( M.Ö. 1000
-708 ) BABİLLER –URARTULAR, ASURLULAR ,MED’LER
ve PERSLERİN ( M.Ö. 708.3333) Hakimiyetinde
yaşarlar. Büyük İskender GRANİKOS ve İssos
savaşlarında Persleri bozguna uğratıp, GAVGAMELA
Savaşında da yenince,bu toprakların hakimi
olur.Büyük İskender’in ölümünden sonra bölge
Selefkiler’in ( M.Ö.305-69) eline geçer Daha
sonra Bölgeye Parthlar ( Kommagane ) Krallığı
hakim olur.
4. Roma Imparatorluğu
Kommagene
Krallığına son verdikten sonra bölgeye çok
sayıda askeri birlikleri yerleştirirler.Bu dönemde
SAMUSAT ’a (Samsat) büyük bir askeri garnizon
durumuna getirilir. Bölge daha sonra SASNİLER’in
hakimiyetine geçer. Hz.Ömer Döneminde İslam
Orduları YERMÜK Savaşından sonra Maraş’a kadar
ilerler.Bu akımlar EMEVİLER döneminde de devam
eder.Bizanslılar ile çetin savaşlar olur.
5. Abbasiler Dönemi
Harun Reşit
zamanında Anadolu’ya bir çok akınlar
yapıldı.Bizanslarla savaşlar ve barışlar
yapıldı. Daha önce imparator İren zamanında
Abbasilere vergi verirken imparator Nikofor vergi
vermeyi kabul etmeyince Harun Reşit Anadolu’ya
girdi. Bizanslıları yendi.(Konya Ereğlisinde)
Vergi vermeyi tekrar kabul etti. Bölge tamamen
müslümanların egemenliğine girdi. “Abbasiler
758 yılında Ebu Cafer Mansur zamanında Emevileri
yenerek Adıyaman Bölgesine egemen olurlar.
Bizanslılar (839) ‘da Besni’yi ele
geçirir.Halife Harun Reşit Abdül Melik
Komutasında bir ordu göndererek Besni’yi tekrar
ele geçirir.Besni’deki büyük Kiliseyi yıkarak
taşlarını Kadetha Kentinin yapımında kullanmış
, IX.YY.başlarında Besni Amin taraftarlarınca
Mamun’a karşı bir mukavemat merkezi haline
getirilir.X.Y. Y. İse yöredeki egemenlik HALEP
HAMDANİ’LERE GEÇER.Ancak daha sonra yöreye
yeniden Bizanslılar hakim olur.
6. Moğullar - Memlüklüler
Anadolu Selçuklu
Devletinin Köse dağ savaşında (1243) Moğollara
yenilmesi ile yörede Selçuklu hakimiyeti bozuldu.
Moğol hükümdarı Hülagu’nun Bağdat seferinden
sonra Mengü Kağan’dan gelen yanlış üzerine
Anadolu iki Selçuklu hükümdar ailesi kardeş
arasında taksim edildi.. Selçuklu Devletinin
bütünlüğünü gören Kilikya (çukurova)
Ermenileri fırsattan istifade sınırda Türkler
elinde bulunan yerleri ele geçirmek için harekete
geçtiler.Hülagunun Suriye seferine katılan Ermeni
Prensi Hetum Maraş ’ı işgal ettiği gibi
güneyde Moğolların eline geçen Ranson
,Merziban,Raban,Derbisak,Besni şehir ve kaleleri
sefere katılmalarına karşılık Ermenilere teslim
edildi.Kurtuluş Savaşında büyük bölümü
Halep’e göç eden Ermeniler daha sonra yerli Halk
ile kaynaşarak günümüze kadar yaşamlarını
devam ettirmektedirler.
7. Selçuklular - Artuklular - Zengiler - Eyyübiler Dönemi
Selçuklu
komutanlarından Gümüş Tekin 1066 yılında
Hısn_ı Mansur (Adıyaman) ve yöresini ele
geçirir.Bir süre sonra iç karışıklıklar
sebebiyle geri çekilir.1071 Malazgirt. Muhaberesini
müteakip 1082 yılında Hısn-ı Mansur (Adıyaman)
alınır.Kutalmış oğlu Süleyman Şahin
komutanlarından Emir Buldacı Maraş Elbistan –
Hısn-ı Mansur (Adıyaman) Behesni –Kahta kaleleri
feth edilir.Behesni (Besni) Maraş beyliğine
,Hısn-ı Mansur (Adıyaman) da merkezi Harput olan
Dersim beyliğine bağlanır. Haçlıların
gelişiyle Türklerin elinden çıkan Maraş ve
Elbistan havalisi 1098 yılında Bizansa teslim
edildi.Bu tarihten itibaren ermeni asıllı Bizans
valileri idaresinde Maraş’a yerleşen Ermeniler
bir süre sonra Rum kale ve Hısn-ı Mansur
şehirlerini de ele geçirdiler.
8. Dulkadir Beyliği
Dulkadir Beyliği
1337 –1522 yılları arasında iki asra yakın
hüküm süren ve Osmanlı Devleti tarafından
ortadan kaldırılan, Anadolu Beyliklerinin
sonuncusudur.Maraş ve Elbistan Yöresinde kurulan
beylik,Osmanlı- Akkoyunlu ve daha sonra Safevi
Devletleri arasındaki rekabeti dengeleyerek XVI Y.Y.
başlarına gelindiğinde sınırlarını
Harput’tan Bozok (Yozgat)’a Sivas’ın
Güneyinden Gemerek ve Güründen Antakya’da
Hassa’ya kadar genişletmiş bulunuyor .Maraş
başta olmak üzere Gazi Antep,Adıyaman , Malatya
,Kayseri,Kırşehir ve Kadirli (Kars ) şehirlerini
içine alıyordu. Memluklulara karşı uzun zaman
mücadele eden Dulkadir Beyliği Beyi Nasrettin
Mehmet Bey 1417 yılında Güldalı’da ve Sultan
Hanında baskına uğradı.Güçlükle kurtuldu.
Memluk kuvvetlerinin bir kısmı da Harput ve
Besni’yi kuşatmıştı.Harput Kalesini uzun süre
müdafaa eden Dul Kadirler burada da teslim
oldular.Ancak Besni’yi savunan Nasrettin Mehmet
Beyin yeğeni Tuğrak akibetinden korkarak teslime
yanaşmıyordu.Darende’ye bir Memluk Valisi tayin
ederek,Elbitan’a dönmüş olan Sultan Şeyh
Besni’ye hareket etti.Nihayet yaşamı garanti
edilen Tuğrak ‘da Besni’yi kuşatan Şam Valisi
Akbay’a teslim oldu.Adıyaman’a doğru
yaklaşmakta olan Memluk hükümdarının yanına
gönderildi.Sultan Şeyh tarafından ilgi ile
karşılanan Tuğrak’a bir hil’at verildi.Fakat
Besni’nin idaresi Gümüşboğa Rükni adında bir
Memluk kumandanına teslim edildi. (10 Ağustos 1417)
9. Timur Imparatorluğu
Babası
Çağatayların en önemli kolu olan Barulas
(Barlas)Aşireti reislerindendi.Ataları bakımından
Çingiz Han’ın sülalesi ile
birleşmektedir.Şeyhaniler Devleti tarafından xvı
.yy.başında Timurlular devletine sonverildi (1506).
Timur ve sülalesinin idaresi altındaki devletin
sınırları batıda Bursa ve İzmir’e Güney
dogu’da Delhi ‘ye ve kuzeyde İştişnahrine
kadar uzanırdı. Timur Dulkadirli Türkmenlerine
karşı girişilen başarılı hareketten sonra
Malatya’ya yönelme kararı almıştı.Malatya
Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı
sınırlarına katılmıştı.Elbistan’da Malatya
yönetimine gönderilen haberci ile emirlerine
uyulması istenir.ancak elçi Osmanlı bölge hakimi
tarafından tutuklanması üzerine Timur Malatya
üzerine hareket eder.Çevrede geniş çapta bir
sindirme harekatı başlar.Cihan Şah ile birliktebu
işte görevlendirilir.Kahta kalesine kadar tüm
bölge üzerine hakimiyet kurulur.Ordu bol
ganimetlerle Malatya’ daki ordugaha
döner.Malatya’nın alınmasından sonra Memluklu
sultanlığı ile hudut komşusu olan Timur’un
Suriye’ye yürüme kararı verdiği zaman
emirlerinden tepkiler gelir.Daha önceki beyanlarına
rağmen Suriye seferi bir paravan seferdir. Esas
hedef Anadolu’ unun ele geçirilmesidir.Timur’un
Suriye içlerine yönelik askeri yürüyüşünün
ilk durağı BEHİSNİ olmuştur.Şahruh
kumandasında gönderilen öncü kuvvetler şehrin
kalesini şiddetle kuşatmaya başlamışlardır.Son
derece sağlam bir kaleye sahip olan BEHİSNİ
geçici bir süre direnebilmişse de sonunda teslim
olmuştur.Şehrin ileri gelenlerini Şahruh’a
yaptıkları ricalar sonucu Timur kale komutanı
cezalandırmaz.Ancak şehir adına hutbe okunarak
para bastırılması kabul ederek egemenliği altına
girer.Buna karşılık Arap kaynakları ise
Timur’un şehri bir ay kadar süreyle yağma
edip,yakıp yıktığını ancak kaleyi
alamadığını iddia etmektedirler.Nitekim aynı
kaynaklara göre Timur buna rağmen BEHİSNİ’ deki
kalışını uzatmamış Halep’e doğru
yürüyüşüne devam etmiştir.Aslında burada bir
ay kalışına Halep’ten gelecek haberleri
beklemesine bağlayan bu kaynaklara Timur Halep
Şehrinin ileri gelenleri ve büyüklerinin yanına
gelerek bağlılıklarını bildireceklerini
sanmaktaydı.Öte yandan BEHİSNİ ’nin işgali ve
çevresinin kontrol altına alınmasıyla Memluklu
Sultanlığı Hakimiyeti sahasına fiilen girilmiş
oluyordu.Buradan beklediği haberi alamayan Timur
Antep ‘ e yöneldi. Arap Tarihçi Ayni. Suriye
Seferinin sonucu ile ilgili olarak “ Timur hiçbir
şekilde Suriye’de kendi yönetimini birleştirmek
istemediği sadece yürü,işgal et,yağmala ve yık
prensibine bağlı kaldığı gerçeğidir. Nitekim
Timur’un Suriye’den çekilmesinden hemen sonra
Kahire’nin buradaki eski idari düzeni
yerleştirmesi de bu görüşü desteklemektedir.
Birincisi harap edilen şehirler ki bunlar
Malatya,Elbistan,Zibart , Kahta,Hısn-ı Mansur,
Behisni,Rum Kalesi,Antep,Tell Başir,Kilis. İkincisi
ise eşyaları alınıp halkına bir türlü
sıkıntı çektirilen yerler .Üçüncü grupta ise
halkı tarafından terk edilen şehirlerdir.
10. Osmanlı Imparatorluğu
Behisni (Besni) ve
çevresi ilk kez Osmanlı Padişahı Yıldırım
Beyazıt zamanında adına Timur Taş ‘la Osmanlı
egemenliğine girdi.(1384) Timur’un Anadolu’ya
girmesi Malatya’yı fethinden sonra yöre,Timur
hakimiyetine ve daha sonra Dulkadir beyliğinin
egemenliğine girer. Yavuz Sultan Selim’in 1515
yılında Dulkadiroğlu Beyliğine son vermesinden
sonra Adıyaman,Maraş(Zulkadriye eyaleti)
sımırları içinde yer alır.İlk yıllarda (l519
–1530)Gerger- Kahta,Behisni (Besni) Hısn-ı Mansur
(Adıyaman) Samsat 1531 yılına kadar başına bir
sancak oluşturur.Samsat sancak merkezidir.1531
yılından sonra Hısn-ı Mansur Elbistan
Sancağını diğerleri de (Besni,Gerger,Kahta)
Malatya Sancağı'na bağlanır.
11. Cumhuriyet Dönemi
İlçemiz Cumhuriyet
döneminde Besni İlçesine bağlı " KARAÇALIK
" olarak anılan mevkiinde bir köydür.
01-04-1958 Yılında İlçe oldu.Besni’den
ayrılarak Adıyaman İline bağlandı.Yerleşim
alanının genişliği ,coğrafi konumu halkın
kültürel ve ekonomik yapısı İlçenin hızla
gelişmesine etken olmaktadır. Yakın
tarihte il olmaya adaydır.
Yararlanılan
Kaynaklar
- İlkçağ
Tarihi Süleyman DUYGU Açıköğretim
Fakültesi Yayını , 1976
- A.g.e
- Meydan Larussa
- Mustafa SUCU -
Adıyaman Il - ilceleri
- Dulkadir
Beyliği Prof.Dr.Rafet YINANÇ Türk Tarih
Kurumu Basımevi- ANKARA- 1987
- Timur’un Orta
Doğu Anadolu Seferleri ve sonuçları :1393-
1402 Prof.Dr.Yaşar YÜCEL