Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

spor
..................................... .... COGRAFI YAPI | TARIHI DURUM | IDARI YAPI | SOSYAL ve KULTUREL YAPI | EKONOMI
.üst .yanıdfd.

Gölbaşı İçesi  (7.47KB)

*Kurumlar




* Ilce Hakkinda






* Iletisim




* Bilgisayar



 

 

ILCEDE SPOR

  1. Spor Tarihi
  2. Sporla ilgili Tespitler
  3. Karate ve Kick-Boxing
  4. Avcılık
  5. At

1. Spor Tarihi

İlçemizde spora karşı olan tutku, güreşle başlamıştır. Köy alanlarında ve harman yerlerinde toplanan gençler, birbirleriyle güreş tutarlardı.Güreşin en güzel tekniklerini uygulayıp buna kuvvet ve zekâyı da katınca tadı doyulmaz oluyordu. İyi güreşen gençler, "Pehlivan" diye çağrılıyordu. Çevrede adı duyulan pehlivanlar, köylere davet edilerek güreştirilirdi. Bunlar geldikleri köylerde ağırlanarak çeşitli hadiyeler de verilirdi. Gölbaşı ilçe olduktan sonra, en çok sevilen ve ilgi gösterilen spor dalı futbol ve voleybol olmuştur. İlçemize gelen devlet memurları ve askerler, bir arada top oynarlardı. Saha olarak da İstasyon yakınlarındaki bir alanı kullanırlardı. İlçenin kaymakamı ve Necmi adındaki şahıs, arkadaşlarına ayak topunu sevdirir. Necmi bir gün arkadaşlarına "Ben, Adana'da ayak topunu öğrendim; Pazarcık'ta da oynuyorlar. Gelin biz de oynayalım! " der. Toplam 12 kişi olan gençlerden iki takım oluşturulur. Oyun artuk gençlerin hoşuna gitmiştir. Necmi Bey'den sonra, Nato Tesisleri'nde çalışan Cansu Bey, kendi parasıyla sarı-lacivert renklerinde ilk formayı yaptırır. Üzerine de "GÖL SPOR" yazdırır.Takımın oluşturulmasında Kasap Abdo, Seydi Gültekin ve dönemin Pancar Şefi, Cansu Bey'e yardımcı olurlar. Bu yılların (1958-1963) bilinen ilk takım oyuncuları Necmi Bey, Terzi Vakkas, Mustafa Ersoy, Resul Kıraç, Seydi Gültekin, Hacı Kabak, Hamdi Çıra, Terzi Davut, Mehmet Tuğtekin, Adem Arıkçı, Yakup Gültekin, Mehmet Ürkmez, Sait Özer, Abdullah Erkılıç, Nuri Kara, Gazi Burç, Mehmet Aytekin ve Mehmet Demirci'dir. Daha sonra 2. kuşak diyebileceğimiz : Ahmet Demirci, Mustafa Köseler, Hasan Şafak, Celal Kara, Ahmet Gül, Orhan Temiz, İskevyo Ziya, Mustafa Özdemir ve  İsmet Tetik gelmişlerdir. Böylece futbol, ilçenin bir tutkusu haline gelmişti . Gençler, arkadaşlıklarını sporla daha da pekiştirip, sevgi ve saygı bağlarını kuvvendirmişlerdir. Mahalleler arası futbol maçlarının yanı sıra, komşu il ve içelerle de maçlar yapılarak bunlarla da dostluk ve arkadaşlık kurulmuştur.Yapılacak maçlar, bir hafta önceden kahvehanelere ve ilan tahtalarına yazılarak halka duyuruludu. Maç gün mahşeri bir kalabalık olur, yaşlı, genç, çocuk demeden herkes maç seyretmeye gelerek takımlarını centilmence desteklerlerdi. Maç öncesi de misafir takıma ilçe gezdirilir, izzet ve ikramlarda bulunularak sporun dostluk olduğu isbat edilirdi.

İlçemizde ilk resmî kulüp, 1974 yılında "GÖLBAŞI SPOR  KULÜBÜ" adıyla kurulmuştur. Renkleri kırmızı-beyaz olan kulüp Adıyaman Amatör kümede mücadele etmeye başlamıştır. İlçede 500 kişilik prtatif tribünlü stad ve 500 kişilik de Kapalı Spor salonu bulunmaktadır. 1996 yılında adını "GÖLBAŞI BELEDİYE SPOR KULÜBÜ" olarak değiştirmiştir. Kulüp, Futbol, Voleybol, Yüzme, Karate ve Kıck Box dallarında faaliyetlerini sürdürmektedir. Halen, 300 civarında lisanslı sporcusu mevcuttur.

2. Sporla ilgili Tespitler

Futbol takımının ilk kalecisi: Mustafa Ersoy
Takımda en fazla kalecilik yapan: Mehmet Tuğtekin
İlk profesyonel oyuncu : Necati Çelik
İlçenin diğer profesyonelleri: İbrahim Erdoğan, Basri Ekşiler, Zübeyir Karasoy, Nevzat Selvitopu ve Şahin Eryılmaz
Yurt dışındaki ilk lisanslı futbolcu : Mehmet Özdemir
Emektârlar : Yakup Gültekin, Mehmet Kutlu, Kemal Özdemir, Ercan Akpınar

3. Karate ve Kick-Boxing

İlçemizde, futboldan sonra en fazla ilgi toplayan spor dalı Uzak Doğu Sporlarından Karate ve Kick Box'udur.Kişiyi ruhen ve bedenen huzura ve sağlığa kavuşturan bu spor dallarının temel felsefesi: Doğruluk, kardeşlik, barış, sevgi ve saygıdır. Bir başka amacı, gençlerimize vatan sevgisi kazandırmaktır.Bu sebeple, çalışmalara başlarken ve çalışmalar bittiğinde bütün sporcular bayrağı selâmlarlar. Bu spor dallarının çalıştırıcısı olan Abdurrahman Demir, 1964 yılında Gölbaşı'nda doğdu. 1985'te Gaziantep'te karateye başladı."Siyah kuşak 3 DAN " olan Demir, 3 defa Türkiye şampiyonu, 1 defa Türkiye 2.'si, 1 defa da Uluslar arası Karate şampiyonu oldu. Daha sonra, Kıck Box'una merak salan Demir, antranörlük seminerine katılıp bu dalda da belge aldı. Uzak Doğu Sporlarını çok sevdiğini belirten Demir, ilçemizde 1991 yılından beri, çalışmalarını sürdürmektedir. Bu süre içerisinde, ilçemizde Türkiye 1.'si, 2.'si ve 3.'sü olan sporcular yetiştirmiştir. Yetiştirdiği sporculardan Millî takıma kadar seçilme başarısı gösterenler olmuştur. Şu anda, ilçenin tek federe spor kulübü olan "Gölbaşı Belediye Spor" 'un destekleriyle çalışmalarını sürdürmektedir.

4. Avcılık

İlçemizde hobi sporu olrak yapılan avcılık, insanlarımızın tarihi kadar eskidir. Büyüklerimizin anlattıklarına göre, eskiden yöremiz çeşidi ve bolluğu bakımından tam bir kuş cenneti idi. Bu özelliğinden dolayı, avcılık da eskiden beri sürekli olarak yapılagelmiştir. Yöremizde av, suda ve dağda yapılmaktadır. Suda en fazla ördek, kaz, kara batak ve sakarmeke; dağda ise keklik, bıldırcın, tavşan ve tilki avı yapılmaktadır. Bunlar içersinde en çok sevilen ve yapılan keklik avıdır. Keklik avcılarının bu merakı, hastalık haline gelmiştir. Özel kahvehanelerde ve evlerde keklik ve keklik avcılığı üzerine ateşli sohbetler yapılır. Okuma yazması olmadığı halde, saatlerce konuşan avcılar vardır. Anlatımı heyecanlı, sade ve anlaşılır biçimdedir. Çevresine toplananlar da aynı zevk ve heyecanla onu dinlerler. Bir keklik yakalamak için, işini gücünü bırakıp Erzurum, Kars ve Sivas'a giden avcılar vardır.Daha ilginci karısına : "Kekliğime bir şey olursa, kendini yok bil!" veya "Seni kovarım!" diyen avcılara rastlamak mümkündür yöremizde... Avcılar, genellikle avlarının yerini daha önceden bilirler. İzini takip ederek, sesini dinleyerek veya tuzak (kurak) kurarak avlarını yakalamaya çalışırlar. Gitmeden önce de bir asker gibi teçhizatını hazırlar, gerekli işlemler bitince yola koyulurlar. Konuştuğumuz avcılar avlanma ile ilgili bize şunları anlattılar: İyi bir avcı, akıllı ve kültürlü olmalı. Hayvanları ve ülkesini sevmeli. Avlanmayı bilinçli yapması gerekir.Yumurta ve yavrulara dokunmamalı, avlanmanın yasak olduğu sahalara girmemelidir. Mevsimine ve kurallara mutlaka uyması lâzımdır. Yapılan av, katliama dönüşmemelidir. İlçemizde su kaynaklarının fazla olması nedeniyle balık avlama sporu da önem kazanmıştır. Sularımızda: " yayın, yerli ve aynalı sazan, sarı balık ve sardalya"  çıkarılmaktadır. Balık avı ise ağ, mesine(olta), zıpkın ve matra ile yapılmaktadır. Fakat, günümüzde dinamit, elektrik ve zehirle balık avlamaya çalışan bilinçsiz ve kültürsüz kişilere de rastlanmaktadır. İlçemizde, avcılığı bilinçli yapmak, yasalara ve kurallara uymak, avcılar arasındaki sevgi, dostluk ve dayanışmayı sağlamk amacıyla "AVCILAR VE ATICILAR KULÜBÜ" kurulmuştur. Av sporu için, oldukça gelişmiş ve modern av malzemeleri satan üç tane dükkân bulunmaktadır. "Balık tutmak mı?" diyor bir başka büyüğümüz. "Elimizle tutardık yavrum, elimizle. Dere kenarındaki oyuntulardan ya da coşan suların çekilmesiyle otlar arasında kalan balıkları ellerimizle tutardık. Ağıma takılan 145 kilo ağırlığndaki balığı yüzüp 50-60 kişiye sattığımı dün gibi hatırlıyorum." diyor Balıkçı Osman Emmi... Doğan Çıra ise " Hiçbir şey oltayla balık tutmanın zevkini veremez. Solucanı iğneye takıyorsun, oltayı sallaya sallaya lüp diye suya atıyorsun! Sırtını da bir kayaya dayıyorsun. Birazdan mantar su yüzünde oynuyor . Birden oltayı çekiyorsun, ucunda çırpınan balığı görünce bu zevki tarif etmek mümkün mü?" diye ekliyor.

5. At

Kaynak kişi olarak baş vurduğum Savran köyünden Ahmet KISKAÇ ile sohbet ediyordum. Kitap için çekilmiş fotoğraflara bakıyordu. Fotoğraflardan biri ilgisini çekmiş, onu duygulandırmıştı. Biraz durdu; sonra derin bir "ah" çekti. Gözlerini uzak bir noktaya dikmiş, beni de unutmuştu. Bir Ahmet Ağabey'in gözüne, bir elindeki resme baktım. Doğrusu gözlerinden herşeyi anlamıştım. "Anlatır mısın Ağabey? " dedim. Gözlerimin içine baktı,baktı... Sonra, zor da olsa konuşmaya başladı: "At!..." dedi."Beni bu at duygulandırdı. Bir zamanlar o benim, o bizim her şeyimizdi; bizden bir parçaydı o... Derdimize ortak olur, sevincimizi paylaşırdı.Onun omuzlarında yüzyılların yükünü gördüm.Dağlardan odunumuzu, tarladan buğdayımızı çekerken gördüm. Hasta Fadıma Teyze'yi gördüm... Sevdiğimi,. Anamı, bacımı, köyümü, gördüm bu atta... Şerefimi, şanımı ve kudretimi gördüm bu atta... Bir zamanlar, benim de bir atım vardı. Yola iyi giderdi. Sadakati en candan dostta dahi bulunmazdı.Karşılıklı konuşurduk sanki. Babam almıştı onu. Çok iyi anlardı attan.Doru atı çok severdi. Uzaktan onun nasıl bir at olduğunu hemen anlardı babam. Alnı akıtmalı mı, üç ayağında sekili mi var? O at iyidir, alabilirsin. Tek veya çaprazlama ayaklarında sekili bulunan at da iyidir. Ama, karşılıklı ayaklarında ve dört ayağında da sekili olan at, iyi olmaz. Alnı sakar,(alnı beyaz) olan at da iyi değildir." Ahmet Ağabey, kaybettiği sevgilisine kavuşmuştu artık. Yılların özlemi vardı içinde. Bırakmak istemiyordu onu. Mutluydu.. Onu sevdiğinden ayırmak mümkün değildi. Sevdiğini anlatmakla, övmekle bitiremiyordu."Al at, uğursuz sayılırmış bizde, kimse beslemez onu.. Kır at, çok yaşar. Babam kırı kırk yaşat, kardeşine sat! derdi. O kadar uzun ömürlüdür. Doru at, yaşını hiç belli etmez. Gençliğini ve güzelliğini sürekli korur. Yağız ata gelince, o da iyi değildir. En huysuz ve en soysuz atların onlar arasından çıktığı söylenir.Bizim buralarda at için söylenen şu ata sözünü hemen hemen herkes bilir: ALMA ALI, SATMA KIRI, YAĞIZIN BİNDE BİRİ, İLLE DORU, İLLE DORU! Atlar da tıpkı insanlar gibidir; bazan içli, bazan duygusaldırlar. Dünyalarını bakışlarından anlamak mümkündür.Sevilmek, beğenilmek isterler. Unutulmak onların en büyük üzüntüsü, en büyük korkusudur. Evet, unutulmak!... Acıların, yalnızlığın en büyüğü unutulmaktır onun için. En son ne zaman beraber olmuştu süvarisiyle, hatırlamıyor. Ama ne fark eder. İnönü, Sakarya, ya da Başkomutanlık; ayrı olduktan sonra... Şimdi her biri ayrı bir yerde. Birbirine hasret iki dost: at ve süvari...

 

 


Telefonlar | E-Mail'ler | Internet Linkleri

[Golbaşı Telefonları] [E-Mail] [Yararlı Linkler]

Not : Bilgilerin tamamı Gölbaşı Kaymakamlığı 'ndan sağlanmıştır.