Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

GOLBASI
..................................... .... COGRAFI YAPI | TARIHI DURUM | IDARI YAPI | SOSYAL ve KULTUREL YAPI | EKONOMI
.üst .yanıdfd.

Gölbaşı İçesi  (7.47KB)

*Kurumlar




* Ilce Hakkinda






* Iletisim




* Bilgisayar



 

 

ILCENIN SOSYAL ve KULTUREL YAPISI

  1. Doğum
  2. Düğünlerimiz
  • Kız isteme,Söz kesme,Nişan
  • Düğüne hazırlık
  • Düğün Töreni
  • Sünnet Töreni
  1. Cenaze
  2. Mahalli Yemekler
  3. Tatlılar

1. Doğum

Doğum olacak eve, tecrübeli ve genellikle de yaşlı kadınlar çağrılır.Bu kadın, doğuma yardımcı olur, doğan çocuğun göbeğini keser.Bundan dolayı bu kadına "Ebe" denir. Dünyaya gelen çocuk, yaşadığı müddetçe bu kadını "ebe" bilip saygı duyar. Doğum sonrası babaya ve diğer büyüklere çocuk müjdelenir. Müjdeyi verene de bahşiş verilir. Doğum evinde buğday ve mısır kaynatılır.Şeker, kuru üzüm ve kaynatılan mısırla buğday gelenlere ve komşulara dağıtılır. Buna "GOHMET" denir. Çocuğa ismi ailenin büyüğü koyar.İsimler, genellikle aile büyüklerinden veya İslâm tarihinden seçilen birinin adıdır. Aile büyüklerinden ölen olmuşsa onun adı tercih edilir. Çocuğa verilen ad, bir kulağına ezan,diğer kulağına kamet okunarak söylenir.Anne, çocuk doğmadan önce eşyalarını hazırlamıştır. Hazırlanan bu eşyalarla çocuğun yatacağı yer düzenlenir. Bu esnada çocuğu "al basmasın" diye beşiğinin üstüne Kur'ân-ı Kerim, içine iğne batırılmış soğan, yastığının altına bıçak ya da demir parçası konulur. Bazı yerlerde bacaya kara çal konulduğu da görülmektedir.Akraba ve komşular, çocuğu çeşitli hediyelerle görmeye gelirler.Buna"DOĞDU GÖRME" denir. Çocuğun ilk güldüğünü görene hediyeler verilir. Gelenek olarak çocuk, 3 günlük iken tuzlanır. Tuzlama: tuz, bal, çörek otu ve kolonya karıştırılarak yapılır. Bu karışım çocuğun her yanına sürülür.1-2 saat sonra da banyo yaptırılır. Bu iş, 20. gün tekrarlanır. Buna "BEBEĞİN TUZLANMASI" denir. Doğumdan kırk gün sonraya kadar geçen süreye "KIRKI ÇIKMA" denir. Anne, kırkı çıkıncaya dek, mecbur olmazsa dışarı çıkmaz.Aynı anda kırkı çıkmamış iki anne birbirleriyle karşılaşmaz, birbirlerini görmek istemezler. Mecburiyet olursa "iğne değişirler". Bu da batıl bir inanıştır.Güya kırkı çıkmamış anneler, bu tür davranmazlarsa yavrularının deli ya da hasta olup öleceğine inanılır.Hatta kırkı çıkmamış bir anne, kırkı çıkmamış herhangi bir hayvandan da kaçar.Kırk gün sonra, önce annenin daha sonra çocuğun kırkı çıkarılır.Kırk çıkarma şöyle yapılır: kalbur üzerinden su boşaltılır. Sular dökülürken "Bu kadınların kırkı, bu kurtların kırkı, bu kuşların kırkı....." denerek anne olabilecek canlıların büyük bir kısmı sayılır. Böylece annenin ve çocuğun kırkı çıkarılmış olur ve anne de serbest bir şekilde dolaşmaya başlar. Çocuk ilk dişini çıkardığında, bunu görene hediye verilir. Yine buğday ve mısır kaynatılıp şekerle birlikte komşulara dağıtılır.Buna da "DİŞ HEDİĞİ" denir. Çocuk, ayağa kalkıp yürümeye başladığında, sık ,sık düşer. Batıl bir inanç olarak, çocuğun ayak bağının çözülmesi gerektiğine inanılır.Bunun için de çocuğun iki ayağı iple bağlanır. İki eline sade yağla yapılmış dürüm verilir. Çevredeki çocuklar da çağırılıp bu dürümü , çocuğun iplerini kırarak kaçırmaları istenir. Çocuklar dürümü alıp kaçarlar. Bu geleneğe de KÖSTEK KIRMA" denir.

2. Düğünlerimiz

Kız isteme,Söz kesme,Nişan

Yöremizde evlilikler genellikle görücü usulüyle yapılır.Ortalama evlilik yaşı erkekler için 18 iken bayanlarda bu rakam daha da aşağıdır. Evlilik çağına gelen gence, yakın çevresi adaylar bularak tavsiye eder. Genç, kendisine tavsiye edilen adayları görmek ister.Bunun üzerine, çoğunlukla kızın yakın bir akrabasına çay içmeye gidilir. Bu ziyarette, misafirlere yapılan ikramı kız getirir ve böylece oğlan kızı görmüş olur.Köylerimizin birçoğunda kız görme, çeşme başlarında kızın suya gelmesi beklenerek ya da tarlada kız çalışırken yapılır. (Evlenme çağına geldiği halde, ailesi tarafından herhangi bir girişim görmeyen erkekler, ailesini harekete geçirmek ve evlenmek isteğini bildirmek amacıyla, sabah kalktığında kullandığı yastığı, yorganının içine uzatır. Aynı konuda, kızlar da yaptıkları yemeğe ya çok tuz atarlar, ya da hiç tuz atmazlar; ya da çeyiz eşyası olarak yaptığı el işlemelerinden bazılarına sevdiği gencin ismini işlerlerdi. Bu hareketler "Beni evlendiriniz!" anlamlarına gelir.Bu konu ile ilgili köylerimizden birinde şöyle bir nükte anlatılır: "Evlenme çağı geldiği halde, ailesinin umursamaz tavırlar takındığını gören genç, her gün yastığını yorganının içinde bırakarak kalkar. Bunu gören anne, beyine:

- Herif, çocuğun yaşı geçiyo, bunu everek. Hemi, gendisi de evlenmek istediğini hal ve hareketleriyle belli ediyo,der. Baba:

- Olur Hanım! Şu eşeği satalım da düğün masrafını karşılar, oğlanı eveririz diye cevap verir.

Kapı aralığından bu konuşmayı dinleyen genç umutlanır,sevinir. Aradan epeyce bir zaman geçtiği halde, eşeğin lafının bile edilmediğini gören genç, dayanamayıp bir gün annesine:

- Ana, hani ne oldu lafınız? diye sorar.

Annesi:

- Ne lafı oğlum? deyince,

Oğlu:

- Ne lafı olacak, tabii ki eşek lafı !... diye cevap verir.

(O günden bu yana evlenme çağı geldiği halde, kendisine teklif getirmeyen ailelerin bazılarında, gençlerin annelerine: "Ana,babamla eşek lafı etmiyonuz mu?" diyerek serzenişte bulundukları söylenir.)

Damat adayı, kızı beğenirse, aile efradından annesine kızı beğendiğini söyler.Anne de konuyu babaya açar.Müsait bir zaman tayin edilerek, kadınlar kendi aralarında çok yakın çevrenin bir-iki kadınını da alarak kız evine gider.Gelin adayı görülür; konu kızın annesine açılır.Buna "AĞIZ YOKLAMA" denir.Kızın annesi , olumlu tavır içerisinde olursa "Danışak, görüşek, sorup-sual edek!" deyip durumu kıza ve babasına da açıp sonucu bildireceğini söyler.Bunun üzerine konu kız annesi tarafından gelin adayına ve babaya açılır. Damat adayı araştırılıp soruşturulmaya başlanır.(Bu araştırmada Damadın içki,sigara,kumar vb. gibi kötü alışkanlıklarının olup olmadığı soruşturulur.)Eğer sonuç olumlu ise, damat tarafına haber gönderilerek gelmeleri istenir.İlk önce damat adayının ailesi ,genellikle tatlı türü bir hediyeyle gider. "Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle" kızı isterler. Kız evi de "Yakın çevrenizi falan zaman alıp gelin.Cevabımız olumludur." der.Yapılan ikramlardan sonra eve dönülür. Belirlenen tarih geldiğinde damat tarafı, yoğurt,baklava, şerbet, çatal,kaşık gibi akşam ikramda kullanılacak malzemeleri alıp gündüzden kız evine gönderir.(Daha önceleri "Kınalı Kömbe" ya da "Şireli Kömbe"  adı verilen pekmezli hamurdan yapılmış tatlı; veya "On iki Katlı Teşt kömbesi" gönderilir ve buna da "Kömbeli Gitme" adı verilirdi.) Yakın akraba ve dostlara "Akşama bir hayır işimiz var, bizim evde toplanıp falanın kızını istemeye gideceğiz!" diye haber gönderilir.Akşam oğlan evinde toplananlar, yanlarına bir de hoca alarak kız evine giderler.Kızı istemeye gidenler "DÜĞÜRÇÜ" denir.Bu ziyaret çoğunlukla akşamla yatsı arasında yapılır.Ziyarete gidilirken damat evinden sadece 3-5 kadın, yapılacak ikramlara yardımcı olmak üzere gider; diğer gidenler erkektir. Kız evi de kendi çok yakın çevresini evinde toplamış ve damat tarafını beklemektedirler. Kızı istemeye gelenlerin en büyüğü ve değer verilen kişisi konuyu açarak yine "Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle" kızı ister.Kız babası kendi ailesinin büyüğünü göstererek "Ben bilmem bu bilir" diyerek o kişiyi vekil tayin eder.Vekil olan kişi de: "Cemaat uygun görmüşse Allah hayırlı eylesin!" diyerek olumlu cevabı söyler.Bunun üzerine Hoca Kur'ân okur. Sonunda "Fatiha" okutarak dua yapılır. Akabinde gündüzden getirilen tatlılar ikram edilir.Sonra bir daha dua yapılır ve misafirler kalkıp giderler.Damadın ve gelinin ailesi önceden aldıkları söz yüzüklerini, damat tarafının bir büyüğüne(Genellikle kaynana) taktırırlar.Yüzüğü genellikle talihi düzgün olan kişi takardı ki, genç çiftlerin de talihi düzgün olsun diye.Buna "SÖZ KESME "denir.e skiden bu geleneğe "BERKLİK" de denirdi. (Yerini sağlamlaştırma anlamındadır.)

Söz kesme sonrası, iki aile karşılıklı konuşarak yapılması gereken işleri planlar.Eğer, nişan yapılması istenirse kararlaştırılan günde nişan yapılır.Nişan, söz kesmede olduğu gibi akşam erkeklerin, gündüz de kadınların kız evinde toplanması ile yapılır.Bu törende de yine söz kesmedeki ikramların aynısı yapılır. Bunlardan farklı olarak, gündüz kadınların töreninde geline yakın çevre tarafından "Takı" adı verilen, altın başta olmak üzere çeşitli hediyeler takılır.Yine, tören sonunda çiftlerenişan yüzüğü çeşitli takılar takılır.Nişan yüzüklerinin damadınkini kız evi, gelininkini oğlan evi önceden, parmaklarının da ölçülerini alarak, tedarik etmişlerdir.Nişan töreninin bazen düğünlü yapıldığı da olur. Daha sonraları damat evi aralıklarla kız evini ziyaret eder. Bütün ziyaretlerde gelin adayına kıyafet ve takı cinsinden çeşitli hediyeler getirilir.Kız evinin istekleri sorulur.Bazı aileler oğlan evinden isteklerini liste haline getirerek, bu listedekilerin alınmasını isterler.Listede çoğunlukla altın ve ev eşyaları vardır.Bu listeyi alan damat tarafı istekleri yerine getirmeye başlar. (Eskiden liste verme yerine başlık parası anlamına gelecek "KALIN" adı verilen bir gelenek vardı.Bu geleneğe göre kız babası damat evinden belirli miktarda para talep eder; bu para çok yüksek meblağlarda olursa araya  ileri gelen büyükler girerek, pazarlık yapıp bu miktarı düşürmeye çalışırlardı. Kalın adı verilen bu parayı , başlık parasından ayıran özellik: bu para, kız babası tarafından gelin olacak kızına harcanırdı.)

Gelin adayı da küçüklüğünden beri başlattığı çeyizini tamamlamaya koyulur. Kızın çeyizinin tamamlanmasına ,yakın çevresi de yardım eder. Damat da aralıklarla hediyeler alarak gelin evini ziyaret eder.Bilhassa bayramlarda, sadece damat değil, damadın yakınları da gelini hediyelerle ziyarete giderler. Buna "GELİNLİK GÖRME" denir.

Düğüne hazırlık

Bütün hazırlıklarını tamamlayan damadın ailesi, kız evine giderek düğün tarihini belirler. Bundan sonra her iki tarafta da hummalı bir çalışma başlar.Damat evi, düğüne davet edeceği kişileri belirler. Bu kişiler, davetiye yerine geçen ve bazı yörelerimizde "OKUNTU", bazı yörelerimizde ise "DÜRÜ"  adı verilen hediyelerle düğüne çağırılır. Okuntu veya Dürü, fakir olan kimseler vasıtasıyla dağıttırılır; çünkü, bu kişilere davetiyeyi alanlar "bahşiş" verirler. Okuntudaki hediyeler, çağrılan kişinin aileye olan yakınlığına göre değişir.Önceleri koyun, keçi ve büyük baş hayvanlar da okuntu olarak gönderilirken, daha sonraları giyim ve ev eşyaları okuntu olarak dağıtılmaya başlanmıştır.Hatta, kıtlık dönemlerinde "Çay Şekeri" 'nin de okuntu olarak gönderildiği söylenmektedir. Damadın ailesi, değer verdiği, ileri gelen bir kişiyi belirler ve kıymetli hediyelerle evini ziyaret ederek, ona "SAĞDIÇLIK" teklifinde bulunur. Sağdıcın görevi oldukça ağırdır. Düğünün bütün organizasyonu ve yönetimi onun omzundadır. Bu yüzden yöremizde sağdıca çok değer verilir. Sağdıç olan kişi, ailenin bir ferdi sayılarak hürmet görür.Yani sağdıçlık, bir nevi yapay akrabalıktır. Sağdıçlık teklifini kabul eden kişi, hemen göreve koyulur. Diğer taraftan, gelin evi de hazırlıklarını tamamlamaya çalışır. Gelinin çeyizine katkıda bulunmak amacı ile yakınları , genellikle ev eşyası türünden çeşitli hediyelerle (Daha çok eksiği olan eşyalarla) gelin evini ziyaret ederler. Buna"ÇEYİZ GÖRME" adı verilir. Kız evi de düğüne,yakın çevresini davet eder.Bu davette okuntu gönderilmez. Düğünden üç gün önce, gelin ve damat tarafının yakınlarından oluşan kadınlar, gelinin geleceği eve, alınan eşyaları düzerler. Buna da "ÇEYİZ SERME" denir. Çeyiz sermeye giden kadınlara, damat tarafı yemekli ikramlarda bulunur.

Düğün Töreni

Düğünlerimiz eskiden ortalama bir hafta sürermiş. Şimdilerde Cuma günü başlayıp pazar günü sona ermektedir; yani üç gün devam etmektedir. Düğünlerimiz davul-zurna ile yapılır. Bazı düğünlerimizin çalgısız veya mevlit okutularak yapıldığı da vakidir.(Son yıllarda orkestra ile ya da düğün salonlarında yapılan düğünler de olmakla birlikte, henüz geleneksel hale gelmemiştir.) Düğün öncesi damat tarafı, gücü kuvveti yerinde, biraz da fakir olan bir kişiyi "BAYRAKÇI" tayin eder. Bayrakçının görevi, kendisine teslim edilen düğün bayrağını, düğün bitimine kadar muhafaza etmek , halay tutulması, misafirlere yapılacak ikramlar, gelin almaya gidiş-geliş gibi konularda düğün evine yardımcı olmaktır. Bazı köylerimizde kız tarafı bayrakçının elinden bayrağı kaçırmak ister. Bayrağın kaçırılması törelerimizde çok büyük bir kusur sayılacağı için, bayrakçı kuvvetli kişilerden seçilir. Bu kişiler, hemen hemen her köyde belirli olduklarından bulundukları köyün bayrakçısı olarak nam salarlar. Düğünün başladığı anlamında, düğün evinin damına bayrak asılır. Bayrağın asıldığı direğin üstüne de elma,portakal,ayva, nar cinsinden bir tane meyve takılır. Daha sonra, sağdıç, davul-zurnayı, damat tarafının yakınlarından başlamak üzere, çaldırarak köyü dolaştırıp düğünün yapılacağı yer olan damadın evinin önündeki alana gelirler. Davulcu ve zurnacıya damat evi, basma ve kumaş türünden hediyeler vererek boyunlarına asar. Bu hediye düğün süresince çalgıcıların boynunda (Davulcu davuluna da asabilir.) asılı durur. Sağdıç hemen ilk halayın tutulması için, çevredekileri elele tutuşturur. Böylece düğün başlamış olur. Düğünlerimizde erkekler ayrı, kadınlar ayrı eğlenirler. Düğüne dışarıdan gelenler, geldiklerini belli etmek amacıyla,düğün yerine yaklaşınca silah sıkarlar. Silah sesini duyan sağdıç ve yakınları, hemen davul-zurnayı alarak misafirlerini karşılarlar. Misafirler de davulcuya bahşiş verirler. Misafirler düğün alanına girince herkes ayağa kalkıp "hoş geldiniz" der. Düğüne devam edilir. Dışarıdan gelen misafirleri düğün evi dışındaki komşu ve yakılar kendi evlerinde yatırıp misafir ederler.

Sünnet Töreni

Yöremizde sünnet yaşı, ortalama 2-7 arasıdır. Çoğunlukla sünnet, sade bir törenle yapılır. Bazen bu törenin Mevlitle, bazen de düğünle yapıldığı görülür.Sünnet öncesi,çocuğun ailesi "KİRVE" yapmak istediği kişiye çeşitli hediyelerle teklif götürür. Kirve, bölgemizde akrabalıktan daha ileri bir yakınlığa sahiptir. Kirveler,çocuklarını birbirleriyle evlendirmezler. Çünkü, kirve çocukları kardeş sayılır. Yani kirvelik, bir nevi yakın akrabalık teklifidir. Gün tespit edilip, sade bir tören yapılacaksa çok yakın 1-2 kişi dışında, kimseye haber vermeden ve genellikle de bu işi meslek edinmiş sünnetçiler aracılığı ile sünnet yapılır. Çocuğun yatağını kadınlar süsleyip hazırlarlar. Sünnetten önce kirvenin hanımı, sünnet olacak çocuklara banyo yaptırır. Kirve de önceden çocuğa kıyafetlerini alır. Sünnet esnasında da çocuğun ağzına lokum ve çikolata türünden tatlılar verir. Sünnet sonrası kirve ve yakınları çocuğa "takı takarlar". Takı, genellikle altın ve paradır. Daha sonraki günlerde de Kirveler arasında hediyeli ziyaretler devam eder. Kirve, ailenin adet edindiği kişidir; Aile onu sürekli kirve yapar.Kirve, değiştirmek pek hoş karşılanmaz. Düğünle sünnet yapılacaksa, tören evlenme düğünlerine benzer...

3. Cenaze

Cenaze imecesine yöremizde çok önem verilir. Ölüm haberi duyulan kişiye, son görevlerini yapmak üzere çevre, akraba, dost ve hatta bunu bir ibadet ve gelenek bilen çoğu kişiler öleni tanımasalar bile hemen cenaze evine giderler. Cenaze sahiplerini hiç bir zahmete sokturmadan yapılması gereken tüm işleri gelenler yaparlar. Cenazenin yıkanmasından namazının kılınmasına, mezarının kazılmasından, defin işlemine kadar, cenaze sahipleri zahmete koşulmadan yerine getirilir. Cenaze sahipleri sadece, cenaze yıkanırken ve mezara konar konarken son görevlerini yaparlar. Cenaze evden götürülmeden kadınlar "Ağıt yakarlar". Çevrede "ağıtçı" olarak bilinen kadınlar, genellikle her cenazeye katılarak ağıt yakarlar. Cenazenin defninden sonra, kalabalık eve döner. Evin önünde Kurân okunur. Daha sonra cenazenin yakınları yan yana dizilirler. Cenaze törenine katılan herkes, tek tek cenaze sahiplerine "Baş sağlığı" dilerler. Cenazenin komşuları, bundan sonra "baş sağlığı" na gelenlerin oturabilmeleri için,cenaze evini toparlayıp hazırlamışlardır. Taziyeye gelen herkes burada kabul edilir. Taziye süresi, 1 ila 2 hafta arasındadır. Tüm taziye boyunca, cenaze sahiplerini taziye için ziyaret edenler, bu eve gelirler.Gelenler, ölenin ruhuna Kur'ân ve Fatiha okuyup, bir müddet sonra yeniden "baş sağlığı" dileyerek kalkarlar. Cenaze evinde taziye süresince kazan kaynamaz. Yemeği komşu ve yakınlar getirirler. Gelenlere çay ikramını da yine komşu ve yakınları yaparlar. Cenaze sahipleri, taziye süresince tıraş olmaz, elbiselerini değiştirmez ve saçlarını taramazlar. Bu, yaslı oldukları anlamındadır. 3 veya 7 gün sonra yemekli mevlit okuturlar. Baş sağlığı süresince de kadınlar ayrı, erkekler ayrı yerde toplanır. Kadınlar "ağıt yakma"ya devam ederler. Taziye bittikten sonra, cenaze sahiplerine yakın olan kişiler, ya berber getirerek, ya da tıraş olacak kişileri berbere götürerek sakallarını kestirirler.

4. Mahalli Yemekler

İçli Köfte, Çiğ Köfte, Bulgur Pilavı, Firik Pilavı, Keklik Kömbesi, Kül Kömbesi, Yahni, Boranı (Pirpirim cacığı), Dilik Çorbası, Şapalak,Basalla, Yavan Köfte, Kınalı Kömbe(Şireli Kömbe), Tarhana Kavurması, Püso Ombacı, Bastık Kavurması, Dövmeç, Tomaka, Çağla Eşkilisi, Çökelek Kavurması, Bulama, Poğaç Ekmeği...

Dövmeç Yemeği
Patlıcan, domates ve biber, herhangi bir işlem yapılmadan fırına verilir. Fırında pişen patlıcan, biber ve domatesin kabukları soyularak sarımsak da ilave edilip bir tepside dövülür. (Dövme işlemi genellikle ya tahta tokmakla ya da bardak altıyla yapılır.) Daha sonra bu karışıma sade yağ konarak tekrar fırına verilip tuz ilave edilerek afiyetle yenir.

5. Tatlılar

Kırma, Bastık (üzüm pestili), Şıllık, Ceviz,fıstık ve üzüm sucuğu, Helle, Ravak şerbeti, Doğramaç dürümü, Üzüm hoşafı, Çiğdem Sütlacı...

Çiğdem Sütlacı
Çiğdem mevsiminde toplanan çiğdemlerin meyve kısmı, tencere içerisinde sütle birlikte iyice kaynatılır. Toz şeker ilave edilerek, kâselere konulup dolapta soğutulur.Daha sonra, istenirse ayrı ayrı fırınlanıp kaymakları kızartılır, ya da fırınlanmadan yenir.

 

 

 


Telefonlar | E-Mail'ler | Internet Linkleri

[Golbaşı Telefonları] [E-Mail] [Yararlı Linkler]

Not : Bilgilerin tamamı Gölbaşı Kaymakamlığı 'ndan sağlanmıştır.